Sınav Koçu

Tercihlerde rahatlık için…

"admin" tarafından yazılmış yazıları görüntülüyorsunuz

Bu yazıdaki amacım genel olarak kişisel gelişim anlayışımı paylaşmak ve okuyanları da bazı konuları tekrar değerlendirmeye almak için harekete geçirmektir…

Eğer kişisel gelişim anlayışınız pratik çözümler, hap öneriler üzerine kuruluysa bu yazıda aradığınızı bulamayacaksınız. Ele almak, üzerine derinlemesine düşünmek ve sizi de düşündürtmek istediğim kişisel gelişim anlayışı basit, zahmetsiz ve kısa sürede sonuç verecek cinsten değil. Biraz daha ileri giderek herkese göre de olmadığını ekleyebilirim.

Zaten iyi olduğuna, zamanla bir şekilde sorunları çözeceğine, bu tür mevzuların, eğitimlerin gereksiz olduğuna inanan birisinin bakış açısı benim zayıflatan haplara, sigara bıraktıran bantlara olan inancıma benziyor. Kişisel gelişim kesinlikle böyle düşünenler için değil…Peki ya kimler, nasıl insanlar için?

Pozitif yönde değişmek,

Gelişmek, ilerlemek, öğrenmek,

Dikkatsiz ise dikkatini arttırmak,

Hedefsiz ise hedeflerini bulmak,

Sabırsız ise sabrını geliştirmek,

Farklı şeyler deneyimlemek,

ve kendisi, bulunduğu nokta ve geleceği ile ilgili tekrar tekrar değerlendirmeler yapmak isteyen kişiler içindir…

Şöyle de bakılabilir; Kişisel gelişim herkes içindir, herkesin geliştirebileceği yönleri olduğuna inanan herkes için…

Pratik çözümler neden pratik değildir?

Böyle bir görüşe sahibim. Biraz irdeleyelim…Mağazalarda, marketlerde bulamayacağınız bazı ürünleri tanıtan, faydalarını, kullanımını detaylı şekilde anlatan ürün satış programlarını bilirsiniz. İzledikten sonra insanda o ürünleri hemen satın alma isteği uyandıran, bir günde kapınızda, her şekilde ödeme kolaylığı ve promosyonu ihtiyacınız olmayan ekstra bir ürünle birlikte şok fiyat diye biten tanıtımlar. İçerik çoğu zaman çeşitli ev kullanımına uygun spor aletleri, pratik mutfak gereçleri, ev işlerini kolaylaştıran ürünler vs. den oluşan tanıtım videoları. Peki bu pratik aletlere sahip olunduğunda ne olur? %90 oranında kullanıma geçmezler ve dolapların birinde yıllanmaya yüz tutarlar. Oldukça pratik, yaşamı kolaylaştırıcı, ihtiyaç giderici oldukları halde ve bir dolu para ödeyerek satın alınmalarına rağmen neden bu tür aletleri ilk kullanımdan sonra bir kenara atar ve bir daha ilgilenmeyiz? Herkesin bu tip sorulara kendi yorumuyla vereceği bir karşılık vardır.

Konu kişisel gelişim olduğunda bu örnekten yola çıkarak varacağımız sonuç alışkanlıkları kırmanın zorluğudur. Kişisel gelişim üzerine yazılmış tonlarca kitap da okusak alışkanlıklarımızdan vazgeçmediğimiz sürece en ufak bir değişim gerçekleştiremeyeceğimizi bilmemiz gerekir. (Alışkanlıkları terketmek ve yeni alışkanlıklar üzerine ileride daha detaylı yazacağım.) Bu noktada zorluk başlar. Bir çok kişinin de kişisel gelişim olgusunu içeriği boş olarak görmesini sağlayan da bu durumun kırılması çok zor bir aşama olmasıdır. Bireyin alışkanlıklarını terketmesi, yenilik, farklılık çok kolay yaşantıya geçirilecek birşey değil. Benim görüşüme göre koçluk olgusunun doğuşu da buna bağlıdır.

Gerçek anlamda kişisel gelişim yoğun zihinsel, bedensel ve psikolojik farklılaşmadır ve yoğun bir emek, kararlılık gerektirir…

Her çocuk eşsizdir. Her çocuğun öğrenmesi eşsizdir. Peki, öğrenme nasıl bir şeydir?

Öğrenme merak etmeyi, hayal etmeyi, oynamayı, etkileşimi, keşfetmeyi, iletişimi, sorgulamayı, tesadüfen bulmayı, yaratmayı, risk almayı barındırır. Öğrencide bu duyguları ve durumları yaratabilmek büyük bir beceri gerektirir…

Her çocuk bir yönüyle yeteneklidir. Her öğrencinin tutkuyla yapacağı, kendini iyi hissederek başarılı olacağı bir alan
vardır. Eğer o alanı halen keşfedemediyseniz aramaya devam edin…

Her çocuk gelişimin eşsiz bir noktasındadır. Her çocuğun gelişimsel düzeyi birbirinden farklıdır. Bu bakış açısıyla çocuk ve gençleri akranlarıyla kıyaslamaktan kaçınmalıyız. Herkes kendi hızında ilerleyecektir.

Her çocuk eşsiz yol ve biçimlerle öğrenir. Her öğrencinin öğrenme tarzları birbirinden farklıdır. Bir konuyu öğretmenin öğrettiği şekliyle, sizin geçmişte öğrendiğiniz şekliyle, diğerlerinin öğrendiği şekliyle öğrenemiyorsa anlamıyor değildir. Biz henüz onun anlamasını sağlayacak doğru kanaldan hitap etmeyi bilmiyoruz demektir.

Çocuk ve gençler kendi bilgi birikimlerini oluştururlar. Her birimizin öğrenmeye ilişkin, derslere, konulara, okula,
başarıya ilişkin geçmiş yaşantıları farklıdır. Çocuk ve gençler öğrenmeyi ve bilgiyi kendi yaşam süzgeçlerinden geçirirler ve bu hiçbirinde birbirinin aynı olamaz.

Öğrenme doğal, devamlılık gösteren bir süreçtir. Bireyin yaşamla olan ilişkisinin doğal bir sonucudur. Biz istesek de istemesek de çocuklar öğrenirler. Bizim istediklerimizi öğrenmiyorlar diye öğrenemiyor olmaları sonucuna varamayız.

Öğrenme çocuğun ilgisi ve öğrenmeye olan ihtiyacıyla belirlenir. Bir ilköğretim öğrencisi birçok dersi öğrenemeyebilir ama arkadaşlarıyla aynı dili konuşmak, aynı oyunu oynayabilmek için çok karmaşık kurallı oyunları öğrenebilir. Merak ediyorsanız 5. 6. sınıf öğrencilerinin oynadığı kart oyunlarını gözlemleyebilirsiniz.

Öğrenme daireseldir. Sürekli tekrarlanır, yeniden şekillenir, genişler ve yeni deneyimlerle hatırlanır…hayat boyu…

Bu yazıda öğrencilerin akademik başarısını çok etkileyen önemli bir konuya değineceğim. Danışmanlık ve Koçluk çalışmalarımda en çok rastladığım ve bir çeşit erteleme davranışı olarak da adlandırılabilecek bu duruma “Tekrar Öğrenme” diyorum…

Sevgili öğrenciler! Dersleri size ilk öğretildiğinde öğrenin! Burada daha iyi algılamak için bir örnek verelim. Varsayalım ki okuldan çıktınız ve eve gideceksiniz. Evde size gerekeceği için okulun yakınındaki kırtasiyeye gittiniz ve kaleminize uç alacaksınız. 1 lira veriyorsunuz fakat kalem ucunu almadan çıkıp gidiyorsunuz. Eve vardığınızda kalem ucunuz olmadığını fark edip evinize yakın başka bir kırtasiyeye giderek tekrar 1 lira vererek ucunuzu alıp dönüyorsunuz. 1 liralık bir şeye 2 lira vererek ne yazık ki zararlı çıkıyorsunuz…

Öğrenciler bazen okullarında ya da devam ettikleri dershanelerde derslere tam konsantre olamayabiliyorlar. Savunma olarak da çoğu zaman “Daha dershanede bu konuları görmedik.” “Bana zaten bu test gerekmiyor.” “Bu konuları özel ders hocamla çalışacağız.” gibi düşünceler geliştiriyorlar. Öğrenmeleri gereken konuları daha sonraya erteleyerek 1 liralık işi 2 liraya halletmeye çalışıyorlar.

Derste öğrenilemeyen konuları daha sonra kendi başınıza tekrar öğrenmek zorunda kalmayın…

Sizin için çok değerli olan ve belki de arkadaşlarınıza, ailenize ayıracağınız zamanı yine derslere vermeyin…

Konuları tekrara ayıracağınız zamanı tekrar öğrenmeye çalışarak tekrar imkanınızı ortadan kaldırmayın…

Konular birçok derste birbirinin üzerine inşa edilir. Öğrenmeden geçtiğiniz konular sizi müfredatın gerisine düşürür. Geriye düşmek de sizde stres ve kaygıya yol açar. Kendinize bunu yapmayın…

Dersleri size ilk öğretildiğinde öğrenin! Eğer tam kavrayamadığınızı düşünüyorsanız mutlaka tenefüste öğretmeninize, size yardımcı olabilecek bir arkadaşınıza sorarak, gerekiyorsa etüt alarak, vakit geçirmeden, sınav öncesine ya da ileriki bir tarihe ertelemeden o bir ya da iki gün içinde mutlaka öğrenin ve halledin. Kendinize dürüstçe “Tamam. Bu konuyu öğrendim…” diyene kadar öğrenmenin peşini bırakmayın…

Unutmayın! Dersleri size ilk öğretildiğinde öğrenin!

Bu yazıda üniversiteye yeni başlayacak ya da üniversite çağındaki öğrencilere kariyer gelişimleri ve akademik yaşamlarından nasıl daha fazla verim alabilecekleri konusunda bazı öneriler sunulmaktadır.

Üniversiteye girene kadarki süreçte “Hedef Belirleme” ve “Kariyer Gelişimi” üzerinde çok durulmaktadır. Pek çok farklı nedenle, çeşitli ihtiyaçlar doğrultusunda yapılan tercihler öğrenciyi bir üst eğitim kurumuna taşır. Bazıları çocukluk hayalinin, kimi kolay iş bulabilmenin, kimi sosyal statü edinebilmenin, kimi sağlam bir kariyer yapabilmenin peşinden giderek amaçladıkları alternatiflerden erişebildiklerine yerleşir.

Peki ya bu noktadan sonrası? Bir öğrenci olarak üniversitede ilk düşünmeniz gereken “Burada bulunmamın amacı nedir?” sorusunun yanıtıdır. “Neden buradayım?” “Ne öğrenmeyi bekliyorum?” “Nelere yoğunlaşmalıyım?” gibi sorular çoğaltılabilir. Öğrencinin hayal ettiği üniversite sürecinin çerçevesini iyi çizmesi, karar verme aşamalarında daha bilinçli ve belirgin seçimler yapmasına yardımcı olacaktır. (Ders seçimi, kulüp alışmaları vb.)

Genel olarak üniversite akademik yükü, üniversiteye hazırlık sürecinden daha az yoğundur. Yükseköğrenime geçiş yapmış bir öğrencinin ortalamanın üzerinde bir akademik yükü rahatlıkla kaldırabilmesi gerekir. Ancak nedense çoğu zaman tam tersi gerçekleşir. Bu durum öğrencilerin rehavete kapılmalarına bağlanabilir. Üniversiteye bir şekilde kapağı atmış olmanın verdiği rahatlıkla çözülmeler yaşamaları çok sık gördüğümüz bir tablodur. İstenmeyen sene kayıpları ve dolayısıyla maddi kayıplar söz konusu olabilir. Eğer henüz geçiş aşamasında ya da ilk senenizdeyseniz bu etkiyi yaşamamak için harekete geçebilirsiniz.

Zaman yönetimi becerileriniz üzerine çalışarak daha organize ve verimli bir üniversite yaşamı geçirebilirsiniz. Akademik birikimden vazgeçmeden sosyal, kültürel faaliyetlere katılmak, iyi vakit geçirmek kısaca hayatın en güzel dönemlerinden biri olan üniversite yıllarını ıskalamamak adına zaman yönetiminizi gözden geçirin. Kendinizi eksik gördüğünüz noktalarda yardım alın.

Üniversitede öğrencilerin bilinçli olarak yapabilecekleri pek çok ayarlama vardır. Aldığınız her dersten belirgin beklentiler oluşturmalısınız. Bu ders size ne sunuyor? Bu dersi almamın amacı nedir? Gibi sorulara verdiğiniz yanıtlar o derse olan motivasyonunuzu oluşturur. Her derse ilişkin açık hedefler belirlemeniz enerjinizi nereye ne kadar yoğunlaştıracağınız konusunda belirleyicidir ve bunu mümkün olduğunca planlamalısınız. Her derse harcanan enerji yoğunluğu farklı olmalıdır ve bu size bağlıdır. Bazı derslerde müfredatı çok iyi öğrenmek, bazılarından ise sadece iyi bir notla geçmek isteyebilirsiniz.

Üniversite öğrencilerinin dikkat etmeleri gereken bir başka konu da öğretmenlerle olan ilişkileri olmalıdır. Hayat, üniversitedeki 4–5 yıldan ibaret olmadığına ve biz bunun farkında olduğumuza göre üniversitede dersinize giren öğretmenlerin sizleri hatırlayacak kadar tanımalarını sağlamalısınız. Üniversite bittikten sonra iş yaşamında ya da seçtiyseniz ilerleyen akademik yaşamda size referans olabilecek önemli hocaları baştan belirleyin. Sizleri hatırlamalarını sağlamalısınız. Üniversite hocaları derse karşı titiz olan, kıvrak ve çarpıcı sorular soran, not beklentisi olmadan entelektüel bir merakla içeriğe yaklaşan öğrencileri hatırlarlar ve onlar hakkında referans yazacak kadar şeyler hatırlayabilirler. Tabi bu hatırda kalır öğrenci olma durumunu Türk usulü kişisel ilişkiler aracılığıyla yapmamaya dikkat etmek gerekir. Bu durumda referans alabilirsiniz ama içeriği tatmin edici olmayacaktır.

Üniversite yaşamı boyunca kişisel ve mesleki gelişim anlamında mümkün olduğu kadar fazla eğitim, seminer, konferans olanaklarından faydalanmaya çalışmalı, bilimsel ve güncel bilgi kaynağı üniversiteden uzaklaşmadan mümkün olduğunca fayda sağlamalısınız…

Ülkemizde üniversiteye giriş sürecindeyken fark etmiş olacağınız gibi çok yoğun genç nüfustan dolayı yüksek bir rekabet ortamı bulunuyor. Rekabet iş yaşamında da olanca hızıyla sürdüğü için insan kaynakları uzmanları da olabildiğince seçiciler. Üniversiteye ilk girişte hedeflemiyor olsanız da lisansüstü eğitim neredeyse bir gereklilik halini almaya başladı. Kaliteli, maliyetsiz ve genel kabul görecek lisansüstü eğitimler de devlet üniversitelerinde mevcut. Bunlara girebilmek için de yüksek bir lisans ortalaması olmazsa olmaz ne yazık ki. Fark yaratmak, bilgi birikiminizi belgelemek, rekabette öne çıkmak için ihtiyaç duyacağınız lisansüstü eğitimin yolu yüksek lisans ortalamasından geçiyor. Verilen ödevleri (bir kısmı gerçekten gereksiz de olsa) sınavları, nota dönüştürülebilecek fırsatların tümünü iyi kullanmalısınız. Kendinizi bu duruma göre şimdiden programlayarak gelişiminiz adına büyük kazançlar sağlayabilirsiniz…

Bu konulardaki tecrübeleriniz ve fikirlerinizi öğrenmekten mutlu olurum. Yanıt yazarak ya da e-posta göndererek paylaşımda bulunabilirsiniz…

Bu yazıda ergenlik sürecini geçiren gençlerle iletişim halinde olan herkese bazı ipuçları vererek iletişim üzerine tekrar değerlendirme yapmalarını sağlamaktır. Ana hatlar aşağıda verilmiştir.

Gençlerdeki değişimleri fark edebilirsiniz ancak değiştiklerini duymak kendilerine iyi gelmeyecektir. “Sen böyle değildin, çok değiştin.” gibi söylemlerden kaçının.

Özellikle ergenlik süreci başlangıcında cevap verme, karşılık verme olarak algılayabileceğiniz ve alışık olmadığınız tepkiler alabilirsiniz. Bu gibi durumlarda iletişimi sağlıklı noktaya geri getirmek anne babaya düşmektedir. Süzgeçten geçirilmemiş ani tepkilere aynı şiddette yanıt vermemek, “tekrar değerlendirelim”, “bunu bir daha düşünelim” şeklinde iletişimi normal düzeye çekmek gereklidir.

Ergen ile ebeveyn arasında çatışma normal ve olağandır. Sadece sizin başınıza gelmediğini, herkesin benzerlerini yaşadığını kabul etmelisiniz.

Soğukkanlı, sakin olmalı ve aşırı tepkilerden, iletişimi koparacak durumlardan kaçınmalısınız.

Akranları, varsa kardeşleri ile kıyaslamamaya özen gösterin.

Ergenlikte gençler anne-baba kontrolünden uzaklaşmaya çaba gösterir ancak yinede zorlayıcı durumlarda otorite desteğine ihtiyaçları vardır. Her zaman yanlarında olduğunuzu hissettirmeli, güvende hissetmelerini sağlamalısınız.

Uzun, sıkıcı öğütlerden, yaşam dersleri vermekten kaçının.

Çocuklarınızın sizinle paylaşmak istemedikleri bazı sırları, mektupları, hatıra defterleri, günlükleri, SMS mesajları, MSN kayıtları, e-postaları olabilir. Bunların gizliliğine saygı gösterin.

Sorumluluklarını kendi üzerinize almayın ve sorumlulukları yerine getirmediklerinde karşılaşacakları yaptırımlardan kurtarmaya çalışmayın.

İyi bir dinleyici olun ve o anda vaktinizin ona ait olduğunu hissettirin. Siz de kendinizden, duygu ve düşüncelerinizden paylaşımda bulunun böylece gencin de paylaşmasını desteklemiş olursunuz. Görüş ve düşüncelerine değer verildiğini hissettirmek için tartışmak, görüş alış verişinde bulunmak yaşadıklarına dair farkındalığınızı artırır.

Gençleri sürekli denetim altında tutmaya çalışmayın. Sürekli nerede olduğu ve ne yaptığı konusunda sorgulanan genç bireye kendisine güvenmediğiniz mesajını vermiş olursunuz. Kendisine güvenilmeyen birey davranışlarının sorumluluğunu almaktan kaçacaktır.

Content Protected Using Blog Protector By: PcDrome.