Bu yazıda üniversiteye yeni başlayacak ya da üniversite çağındaki öğrencilere kariyer gelişimleri ve akademik yaşamlarından nasıl daha fazla verim alabilecekleri konusunda bazı öneriler sunulmaktadır.

Üniversiteye girene kadarki süreçte “Hedef Belirleme” ve “Kariyer Gelişimi” üzerinde çok durulmaktadır. Pek çok farklı nedenle, çeşitli ihtiyaçlar doğrultusunda yapılan tercihler öğrenciyi bir üst eğitim kurumuna taşır. Bazıları çocukluk hayalinin, kimi kolay iş bulabilmenin, kimi sosyal statü edinebilmenin, kimi sağlam bir kariyer yapabilmenin peşinden giderek amaçladıkları alternatiflerden erişebildiklerine yerleşir.

Peki ya bu noktadan sonrası? Bir öğrenci olarak üniversitede ilk düşünmeniz gereken “Burada bulunmamın amacı nedir?” sorusunun yanıtıdır. “Neden buradayım?” “Ne öğrenmeyi bekliyorum?” “Nelere yoğunlaşmalıyım?” gibi sorular çoğaltılabilir. Öğrencinin hayal ettiği üniversite sürecinin çerçevesini iyi çizmesi, karar verme aşamalarında daha bilinçli ve belirgin seçimler yapmasına yardımcı olacaktır. (Ders seçimi, kulüp alışmaları vb.)

Genel olarak üniversite akademik yükü, üniversiteye hazırlık sürecinden daha az yoğundur. Yükseköğrenime geçiş yapmış bir öğrencinin ortalamanın üzerinde bir akademik yükü rahatlıkla kaldırabilmesi gerekir. Ancak nedense çoğu zaman tam tersi gerçekleşir. Bu durum öğrencilerin rehavete kapılmalarına bağlanabilir. Üniversiteye bir şekilde kapağı atmış olmanın verdiği rahatlıkla çözülmeler yaşamaları çok sık gördüğümüz bir tablodur. İstenmeyen sene kayıpları ve dolayısıyla maddi kayıplar söz konusu olabilir. Eğer henüz geçiş aşamasında ya da ilk senenizdeyseniz bu etkiyi yaşamamak için harekete geçebilirsiniz.

Zaman yönetimi becerileriniz üzerine çalışarak daha organize ve verimli bir üniversite yaşamı geçirebilirsiniz. Akademik birikimden vazgeçmeden sosyal, kültürel faaliyetlere katılmak, iyi vakit geçirmek kısaca hayatın en güzel dönemlerinden biri olan üniversite yıllarını ıskalamamak adına zaman yönetiminizi gözden geçirin. Kendinizi eksik gördüğünüz noktalarda yardım alın.

Üniversitede öğrencilerin bilinçli olarak yapabilecekleri pek çok ayarlama vardır. Aldığınız her dersten belirgin beklentiler oluşturmalısınız. Bu ders size ne sunuyor? Bu dersi almamın amacı nedir? Gibi sorulara verdiğiniz yanıtlar o derse olan motivasyonunuzu oluşturur. Her derse ilişkin açık hedefler belirlemeniz enerjinizi nereye ne kadar yoğunlaştıracağınız konusunda belirleyicidir ve bunu mümkün olduğunca planlamalısınız. Her derse harcanan enerji yoğunluğu farklı olmalıdır ve bu size bağlıdır. Bazı derslerde müfredatı çok iyi öğrenmek, bazılarından ise sadece iyi bir notla geçmek isteyebilirsiniz.

Üniversite öğrencilerinin dikkat etmeleri gereken bir başka konu da öğretmenlerle olan ilişkileri olmalıdır. Hayat, üniversitedeki 4–5 yıldan ibaret olmadığına ve biz bunun farkında olduğumuza göre üniversitede dersinize giren öğretmenlerin sizleri hatırlayacak kadar tanımalarını sağlamalısınız. Üniversite bittikten sonra iş yaşamında ya da seçtiyseniz ilerleyen akademik yaşamda size referans olabilecek önemli hocaları baştan belirleyin. Sizleri hatırlamalarını sağlamalısınız. Üniversite hocaları derse karşı titiz olan, kıvrak ve çarpıcı sorular soran, not beklentisi olmadan entelektüel bir merakla içeriğe yaklaşan öğrencileri hatırlarlar ve onlar hakkında referans yazacak kadar şeyler hatırlayabilirler. Tabi bu hatırda kalır öğrenci olma durumunu Türk usulü kişisel ilişkiler aracılığıyla yapmamaya dikkat etmek gerekir. Bu durumda referans alabilirsiniz ama içeriği tatmin edici olmayacaktır.

Üniversite yaşamı boyunca kişisel ve mesleki gelişim anlamında mümkün olduğu kadar fazla eğitim, seminer, konferans olanaklarından faydalanmaya çalışmalı, bilimsel ve güncel bilgi kaynağı üniversiteden uzaklaşmadan mümkün olduğunca fayda sağlamalısınız…

Ülkemizde üniversiteye giriş sürecindeyken fark etmiş olacağınız gibi çok yoğun genç nüfustan dolayı yüksek bir rekabet ortamı bulunuyor. Rekabet iş yaşamında da olanca hızıyla sürdüğü için insan kaynakları uzmanları da olabildiğince seçiciler. Üniversiteye ilk girişte hedeflemiyor olsanız da lisansüstü eğitim neredeyse bir gereklilik halini almaya başladı. Kaliteli, maliyetsiz ve genel kabul görecek lisansüstü eğitimler de devlet üniversitelerinde mevcut. Bunlara girebilmek için de yüksek bir lisans ortalaması olmazsa olmaz ne yazık ki. Fark yaratmak, bilgi birikiminizi belgelemek, rekabette öne çıkmak için ihtiyaç duyacağınız lisansüstü eğitimin yolu yüksek lisans ortalamasından geçiyor. Verilen ödevleri (bir kısmı gerçekten gereksiz de olsa) sınavları, nota dönüştürülebilecek fırsatların tümünü iyi kullanmalısınız. Kendinizi bu duruma göre şimdiden programlayarak gelişiminiz adına büyük kazançlar sağlayabilirsiniz…

Bu konulardaki tecrübeleriniz ve fikirlerinizi öğrenmekten mutlu olurum. Yanıt yazarak ya da e-posta göndererek paylaşımda bulunabilirsiniz…